|
Genel kültür
|
|
04-13-2007, 02:16 AM
Post: #1
|
|||
|
|||
|
akıl ve zeka arasındaki fark
Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur. Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir. Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır. 'Ah şimdiki aklım olsaydı' lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir. Bir şeyin içeriğini anlamamak 'akıl erdirememek' olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye 'bir tek o akıl etti' denilir. Birine bir yol göstermek ona 'akıl vermek'tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak 'akılda tutmak'tır. 'Akılsız' tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir. Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir. Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere 'müzik dehası' diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor..
|
|||
|
04-13-2007, 02:18 AM
Post: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Genel kültür
Başarılı insanların ortak özellikleri
Öncelikle başarılı insanların yüksek bir özgüvene sahip olduğu belirlenmiş. Bir başka ifade ile başarılı insanlar kendilerine değer verir ve güvenirler. Bu özgüven onların yaratıcılık için gerekli olan heyecan ve cesarete sahip olmalarını sağlar. Dolayısıyla, özgüveni olan insanlar kendilerine ulaşılması güç hedefler koymaktan çekinmezler. Ardından da bu yüksek hedefe odaklanarak onu gerçekleştirme yönünde en büyük adımı atmış olurlar. Başarılı insanların hayatta belirlenmiş kişisel hedefleri ve değerleri vardır. Hangi misyona hizmet ettiklerini iyi bilirler ve başarılı olduklarında dünyanın nasıl değişeceği konusunda bir vizyona sahiptirler. Kişisel hedefleri konusunda gerçekçi ve net beklentileri vardır. Bu hedeflere ulaşmak için stratejiler geliştirir ve bu stratejileri uygularlar. Bu stratejiler bireysel yetkinlikleri ve ilişkileri geliştirecek hedefleri ve zaman planlamasını kapsar. Başarılı insanlar aynı zamanda kendi davranışları ve gelecekleri için sorumluluk üstlenirler. Sorumluluk üstlenen insan insiyatif alır, risk alır ve geleceği şekillendirecek adımları belirler ve atar. Bu yaklaşım onlara daha hızlı öğrenme fırsatı sağlar. Bu insanlar geleceği gözlerinin önünde canlandırmak için özel çaba gösterirler. Hayal etmek, gerçekleştirmenin ilk adımıdır. Hayalleri gerçeğe dönüştürürken izlenen bir başka yol da bu hayalleri başkalarıyla paylaşmaktır. Sözlü ve/veya yazılı olarak hayallerini tekrarlayan insanlar, hem bu hayalleri daha netleştirmiş olurlar, hem de kendilerin toplum önünde hayalleri ile özdeşleştirerek kişisel sorumluluklarını pekiştirirler. Başarılı insanlar yenilgileri kabullenip, onları aşma konusunda kararlılık gösterirler. Gerçeklerle yüzleşmeyi, başkalarının deneyimlerinden faydalanarak hataları önleyebilmeyi bilirler. Odaklandıkları hedef doğrultusunda ilerlemeyi gözleyip, davranışlarını değiştirmekten kaçınmazlar. Başarılı insanlar kendileriyle barışıktırlar. Dolayısıyla, yaşamlarında yüksek düzeyde stres yoktur. Ruhsal ve bedensel olarak formda ve zindedirler. Bu, onların hedeflerine odaklanabilmelerini sağlar. Onlar, uzun vadeli hedeflere odaklanır, kısa vadeli kazançlar için uzun vadeli hedeflerinden vazgeçmezler. Zamanlarını etkili kullanırlar. Hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli az sayıda ancak önemli adımlara odaklanırlar. Hedefleri doğrultusunda fedakarlık yapmaktan çekinmezler. Disiplin başarılı insanların ortak özelliklerindendir. Başarılı insanlar sadece zihinsel zekalarıyla değil, aynı zamanda duygusal zekalarıyla da farklılık yaratırlar. İnsan ilişkilerine önem verirler. Olaylara karşıdakinin gözüyle bakabilirler. İnsanlara değer verir, onlarla karşılıklı kazan-kazan türünde ilişkiler kurmaya özen gösterirler. Beraber çalıştıkları insanlara heyecan verir, onlara yetki kullanacak geniş alan bırakırlar. Başarılı insanların en önemli özelliklerinden biri de kendilerini sürekli olarak geliştirme çabasında olmalarıdır. Her zaman yeni bilgilere açıktırlar. Her hatayı bir öğrenme fırsatı olarak görürler. Başkalarının deneyimlerine yakın ilgi gösterir, onlardan öğrenmeye çalışırlar. Bu özellikler öğrenilebilir özelliklerdir. Dolayısıyla, gençlerimizi eğitirken bu özellikleri kazandırmaya da özen göstermeliyiz. Unutmamalıyız ki, “Ağaç yaşken eğilir.”
|
|||
|
04-13-2007, 02:21 AM
Post: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Genel kültür
Ahilik Müessesesinde Görgü Kuralları
Ahi teşkilatı eğitiminin asıl gayelerinden birisi ferdi sosyalleştirmek şahsiyet haline getirme ve üstün insan kılmak. Ferdin tavır ve davranışları haline getirilmek istenen adab-ı muaşeret kaideleri olarak kabul edilen edepler şu şekilde sıralanabilir: 01. Yemekte edepler 12 tanedir: - Sağ dizin yukarıya dikilmesi, - Sol ayağın aşağıda durması, - Lokmanın çiğnenmesi, - Lokmanın küçük olması, - Yemeği dökmemesi, - Ağzında lokma varken konuşmaması, - Başkalarının lokmasını gözetmeme, - Ekmeği ısırıp bırakmama, - Ekmeği yemeğin suyuna batırmamak, - Sümkürmemek, - Ağzını şapırdatmamak, - Yemekten sonra ellerini yıkamak ve silmek. 02. Su içmekle ilgili edepler 3 tanedir: - Bardağı (tası) iki eli ile tutmak, - Dinlene dinlene içmek ve bitirmek, - Dökmemek. 03. Söz söylemekteki edepler 4 tanedir: - Sert konuşmamak (ağızdan birşey sıçramaması için) - Konuşurken sağa sola bakmamak, - Sen, ben değil de siz, biz olarak hitap etmek, - El kol hareketleri ile birşeyi ifade etmemek. 04. Elbise giymekte dört edep vardır: - Sağdan başlamak, - Sarığı oturarak sarmak, - Yürüyerek birşey giymemek, dururken giymek. 05. Evden çıkmaktaki edepler: - Çıkarken sol ayakla çıkmak, - Neşeli çıkmak, - Endişeli çıkmamak, - Çıkarken yukarıya bakmamak. 06. Yürümekteki edepler: - Sert yürümemek, - Çukurlara basmamak, - Yanlara bakrak yürüme (dikkatli olma), - Taştan taşa seğirtme, - Yol ortasında yürümemek, - Kimsenin ardınca bakmamak, - Büyüğünün önünde yürümemek, - Birisiyle giderken bir işle meşgul olup, onu bekletmemek. 07. Mahallede: - İşi olmadıkça mahellede gezmemek, - Karşıdan gelene yakın olma, - Açık kapı ve pencerelerden bakmamak, - Çocuklara uymamak. 08. Pazarda: - Omuzunu kimseye vurmamak, - Uzaktakileri çağırmamak, - Kahkaha ile gülmemek, - Tükürmemek, - Sümkürmemek, - Birşey yememek ve içmemek. 09. Alış- verişte: - Yumuşak söylemek, - Az almak, - aldığı şeyi geri vermemek. 10. Eve birşey getirmede: - Elbiseni taşıma vasıtası yapmama, - Açıktan getirmeme, - Eve varır varmaz yememe. 11. Eve girerken: - Haber verme, - Sağ ayakla girmek, - Selam vermek, - Çevreye bakmamak, - Besmele ile eve girmek. 12. Oturmaktaki edepler: - Sağ dizi dikmek ve sol ayağın yerde olması, - Kendi yerini bilmek - Ayağı örtmek, - Ev sahibi konuşmadan konuşmamak. 13. Misafirlikte: - Çağırmaya gelenin önünde yürümemek, - Yiyecek ne var diye sormamak, - Yemekten sonra çok oturmamak. 14. Hasta Ziyareti: - İkindiden sonra gitmek - Güleryüzlü olmak, - Hastanın sağ yanına oturmak, - Çok oturmamak, - Fatiha okumak.
|
|||
|
04-13-2007, 02:23 AM
Post: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Genel kültür
Ünlü(filozoflar) Özlü Sözler
Yalnizlik paylasilmaz, paylasilsa yalnizlik olmaz. (Ozdemir Asaf) Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmaya hazırlar. Yazmak ise olgunlaştırır. (Francis Bacon) İlerde yalnız iki şeyle hatırlanırsınız: Çözdüğünüz sorunlar, yarattığınız sorunlar... (Mike Murdock) Söylediklerinizi duyurmak için kimsenin kolundan tutmayın. Çünkü insanalr sizi dinlemeye istekli değilllerse, onları tutacak yerde çenenizi tutmak daha hayırlıdır. (Chesterfield) Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat herşeyi düşünerek söyler. (Aristoteles) Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar güçlüdür. (Rufus Choate) Insanlar görünüşüyle karşılanıp, davranışlarıyla uğurlanırlar. (John Freinord) Sizi geçmişe eski aşklarınız götürmez, bugünkü aşksızlığınız götürür... (Marianne William) Deney kazanmak acıların özetidir. (Arthur Helps) Fırsat penceresi kendiliğinden açılmaz... (D. Weinbaumn) Güneşin sana gelmesini istiyorsan, gölgeden çık! (Konfiçyüs) Sevgimiz sözcüklerden ve konuşmalardan ibaret olmamalı, eylem ve içtenlik olmalı. (YOHANNA) Mutluluk varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir. (Bern Williams) Sevgi sabittir, kararsız olan bizleriz. Sevgi güvence verir, insanlar ihanet eder. Sevgiye hep güvenilir, insanlara güvenilmez. (Leo Buscaglia) Sevginin ölçüsü ölçüsüz sevmektir. (Spinoza) Mükemmeli yaratan ufak tefek şeylerdir. Ama ufak tefek şeyler mükemmel değildir. (Ömer ASAF) Para mı insana bağlı? Insan mı paraya bağlı? Bu insana bağlı. (Ömer ASAF) Eğer çalışmak iyi bir şey olsaydı, zenginler hepsini yapar bize iş bırakmazdı... (Elmore Leonard) Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse akıllıdır. (Lao-Tsze) Allah beni yandaşlarımdan korusun; ben kendimi düşmanlarımdan nasılsa koruyabilirim. (Marshall de Villars) Dans pistinde de, hayataki gibi, ancak partneriniz kadar iyi olabilirsiniz. (Robin Marantz) Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için verilmiş bir saat vardır. Iş, o saati kaçırmamakta... (B. Fletcher) Para herşeyi yapar diyen adam, Para için herşeyi yapan adamdır. (Benjamin Franklin) Malı ve parayı hor gören çoktur, ama veren az. (Rochefoucauld) Insan iki şeyi saklayamaz: Sarhoş olduğunu ve aşık olduğunu. (Antiphanes) Kazanmadan önce haketiğinize inanın. (Mike Ditka) Cennete varana dek talihine güvenme. (Filipin Sözü) Eğer size yalan söylenmesini istemiyorsanız, soru sormayın. (B. Traven) Insan, gülümseyiş ile gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. (Byron) Herkesin üç kişiliği vardır: Sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı, ortaya çıkardığı. (Alphonse Karr) En büyük başarı insanın hayatı olabildiğince yaşayabilmesidir. (M. Christopher) Konuşurken hiçbir şey öğrenemezsiniz. (Lyndon B. Johnson) Vaat ederken ümitlerimiz vardır. Icraat anında ise korkularımız... (La Rochefoucauld) Insanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser. (Malcolm Forbes) Arkadaşlık aşktan daha zordur... Çünkü daha uzun sürer... (Harry Truman) "Iyi bir insan olmak" ile "iyi bir yurttaş olmak" asla aynı şey değildir. (Aristo) Hiç bir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce, ona aşık olacak kadar akıllıdır. (Cesare Pavese) Bize cazip gelen kavgadır, zafer değil. (Pascal) Şehir, halkın hep birlikte yalnız kaldığı ortamdır. (Prochnow) Bir yerdeki haksızlık, adalet için her yerde tehlikedir. (Martin Luther King) Insanlar çıkarları için hakları için olduğundan daha gayretli savaşır. (Napolyon) Dostluk para gibidir, elde edilmesi kolay korunması zor. (Samuel Buttler) Bir klasik herkesin okumuş olmayı istediği ancak kimsenin okumayı istemediği eserdir. (Mark Twain) Tecrübe eski hatalarımızı tekrarlamamızı önler, yeni hatalar yapmamamızı sağlar. (Anonim) Siz fırsat vermezseniz, kimse sizi aşağılayamaz. (E. Roosevelt) Oyun bittiği zaman şah da piyon da aynı kutuya atılır. (Italyan atasözü) Tecrübe büyük avantajdır. Ancak kazandığımız zaman onu kullanmayacak kadar yaşlısınızdır çoğunlukla. (Jimmy Connors) Oyunu kaybederseniz kuralı değiştirin… (Murphy) Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler. (W. Churchill) Kadın, erkeğin ilgisinden çok ilgisizliğine karşı duyarlıdır. (Jules Janin) Bir anne oğlunu adam etmek için 20 yıl uğraşır, bir başka kadın adamın 20 dakikada aklını başından alır. (Anonim) Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. (Joe Louis) Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. (Konfiçyus) "En sıradan eylem bile, eğer onu yapan, daha iyisini yapma çabası içine girerse yaratıcılığa dönüşür. JOHN UPDIKE "Başkalarının değil, kendinin en iyisiyle yarış". "Yeni şeyler denemezsen, yeni şeyler öğrennemezsin "Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir". "Kendi kişiliğini tanımak çok önemlidir. "Insan kişiliğini soru sorarak öğrenir böylece güçlü ve zayıf yanlarının farkına varır "Düşünen insan özlü insandır, kendi lişiliğini bilen insandır." "Kişiliğinizi bulduğunuzda, bundan asla ödün vermemelisiniz, ancak o zaman güçlü biri olursunuz." "Kendine inanmak zorundasın. Aksi halde hayat boyu sana el uzatacak birini beklersin." "küçük insanlar kişileri normal insanlar olayları büyük insanlar fikirleri tartışırlar." "Her şey zamana hükmeder sanat zamana güvenir." "Insan kendini hicbir zaman karincalar gibi kaynasan bir kalabaligi yarip gectigi zamanki kadar YALNIZ hissetmez" GOETHE " seni dusunmek guzel sey umitli sey dunyanin en guzel sesinden en guzel sarkiyi dinlemek gibi birsey.Fakat artik umit yetmiyor bana ben artik sarki dinlemek degil sarki SOYLEMEK istiyorum" NAZIM H.R " BEN BIR insanim KATLAMAYIN SARMAYIN BOZMAYIN" kRoPoTkIn ".....Biz asla insanlara beddua etmeyiz .Eger biri ile gorulecek hesabimiz varsa, onu Buyuk Ruh'a havale etmeden kendimiz goruruz.Bize Buyuk Ruh 'un insanlar arasindaki ufak tefek celiskilere aldiris etmeyecegi ogretildi." GOYATHLAY "Geronimo" "Dunyayi istiyoruz ,hemen simdi ,istiyoruz." "Onlarin silahlari var ama bizler cogunluguz" JAMES(Jim) D. MORRISON "Bir insanin yasaminda yeni davranis bicimleri artik gorunmuyorsa, O kimsenin davranislari ussalliktan uzaklasiyor demektir." J.E. COGHILL "Gunumuzun gecerli inanclarini yarip oteye fiskiramiyan bir uygarlik ,cok sinirli bir ilerleme doneminden sonra kisirlasmaya mahkumdur" A.N WHITEHEAD "Su anda n-benimsemis oldugumuz inanclara kuskuyla bakmaniza neden olabilecek herhangi bir dusunce oturup hicbirsey yapmamaktan cok daha iyidir" A.N WHITEHEAD "Hicbirsey bilmeyen hicbirseyi sevmez ,hicbirsey yapmayan hicbirseyden anlamaz. Hicbirseyden anlamayan insan degersizdir.Oysa anlayan hem sever hem herseye karsi duyarli olur hemde gorur Birseyde nekadar cok bilgi varsa okadar buyuk sevgi vardir ... Bütün meyvelerin ciceklerele ayni anda olgunlastigini sanan kisi uzumleri hic tanimiyor demektir " PARACELSUS "Kendi kendinize isik olun yalniz kendinize guvenin biricik isik olarak, kendi içinizdeki dogruluga inanin" BUDDHA " Dogru sözler herzaman aykiri - kanisal gorunur; ama hicbir ogreti bicimi onlarin yerini tutmaz" LAO-TSE "Mutluluk erdemin odulu olmayip kendisi bir erdemdir.Biz mutluluktan tutkularimizi engelledigi için haz duymaz; tersine mutluluktan haz duydugumuz için tutkularimizi engelleyebiliriz." SPINOZA (etik) "Gercektende sevgili sevgilisi tarafindan aranmadan ortaya cikmaz." MEVLANA C.RUMI "Gelin analar babalar ulkenin dort bir yanindan elestirmeyin hemen aklinizin ermedigini ogullariniz ve kizlariniz denetiminizden cikti hizla yaslaniyor eski yolunuz golge etmeyin eger destek olmayacaksaniz cünkü degisiyor zaman" BOB DYLAN (times they are a changin) "Birsey yapmak isteyen yolunu bulur Birsey yapmak istemeyen nedenini bulur" ARAP ATASOZU "Bu Sözlerin Tümünü Okumadan Hayatı Anlayamazsınız." Bakalım Atalarımız Ne Demişler; Hayatı Yaşamanın Iki Yolu Vardır. Biri Hiçbir Şeyin Mucize Olmadığını Düşünmek Diğeri Herşeyin Bir Mucize Olduğunu Düşünmek... ALBERT EINSTEIN (1879-1955) Her insan ofkelenir, bu kolaydir; fakat tam adamina, tam olcusunde, tam zamaninda, tam yerinde ve tam usulunde ofkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydir. ARISTOTELES Akilsiz adam mutlulugu uzakta arar; akilli ise, onu ayaklarinin altinda bulur. JAMES OPPENHEIM En kolay sey insanin kendisini aldatmasidir, cunku bir insan genellikle arzu ettigi seyin gercek olduguna inanir. DEMOSTHENES Hayatimizda isledigimiz hatalarin cogu, dusunmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde dusunmekten ileri gelmektedir. John COLBINS Tenkit oyle bir seydir ki, ondan, ancak birsey soylememekle, birsey yapmamakla, birsey olmamakla sakinabilirsiniz. ANONIM Zaman buyuk bir ogretmendir. Ne yazik ki butun ogrencilerini oldurur. Curt GOETZ Akilli insan, dusundugu her seyi soylemez, fakat soyleyecegi her seyi dusunerek soyler. ARISTOTELES Insanlar karsilastigin firtinalarla degil gemiyi limana yanastirip yanastiramadiginla ilgilenir. Ne kadar yukselirsen, ucmak bilmeyenlere o denli kucuk gozukursun. Bir dusmandan kurtulmanin en iyi caresi, onu kendine dost etmektir. Su olan biten varya bosver tas yagsin isterse cok surmez dakika sasma dakika yasamaya bak ne gecmisi dusun ne gelecekten kork. Sen+ben=ikimiz Sen*ben=biziz Sen/ben=bolunemeyiz Sen-ben=hiciz Hayatimda edindigim en buyuk bilgi sudur: "kendi kendine yardim etmeyi bilmeyene, kimse yardim etmez." PESTALOZZI Dusunce, ruzgar: Bilgi, yelken ise insanlik bir kayiktir. ANONIM Bilgiyle uyumak uyanikliktir. ANONIM Guzel bir kadin gulumsedigi zaman, birinin cuzdani agliyordur. italyan Atasozu Evlilik firtinali bir deniz ise, bekarlik da bulanik bir batakliktir. Ingiliz Atasozu Guzellik, doganin kadinlara verdigi ilk armagan, ayni zamanda geri aldigi ilk seydir. Fransız Atasozu EVLILIK bir kale gibidir. disaridakiler oraya girmek icin iceridekiler ise cikmak icin ugrasir dururlar. Cin Atasozu Komsunu sev, ama bahce duvarini sakin yikma. Amerikan Atasozu "A"yi hayatta basari olarak tanimlayalim. O zaman A=x+y+z. x calismaktir, y oyundur, z de ceneyi tutmasini bilmektir. Albert Einstein Gelenekler, beklenmeyenin gerceklesmesini onlemeye yonelik toplu cabalardir. Barbara Tober Bir seyi dogru olarak yapmak, onu nicin yanlis yaptiginizi aciklamaktan daha az zaman alir. T.H.Huxley Sonunda dedigim olacaksa ise benden daha sabirli bir insan bulamazsiniz. Margaret Thatcher Degismeyen tek sey degismenin kendisidir. Sabir sabirsizligini belli etme sanatidir. Esas olan yanlistir. Dogru yanlisin kazaya ugramis seklidir. Sifre Kaşin sifre Gozün sifre Gulmen konusman sifre Yaradan sifre yaratmis. Seni cozmek icin Sifre muduru mu olmali? Orhon Murat Ariburnu Bilgeligin ilk adimi herseyden sikayet etmek, sonuncusu ise herseyle uyusmaktir. Lichtenberg Susmak, dayanilmasi cok guc bir cevaptir. Chesterton Bir sual soran bes dakika muddetle bilgisiz gorunur, sual sormayanise ilelebet bilgisiz kalir. Johngay Iki avukat arasinda kalan insan, iki kedi arasinda kalmis balik gibidir. BAGIMSIZ Butun karanligi versem size giden geceyi durduramazsiniz. Isir odamizin havasi kacar cesmelerinizden durduramazsiniz. Ben denize bakarim sandalca uzaktan, Siz yuzersiniz bir kus ucar bir gemi gecer durduramazsiniz. Oktay Rifat Okula baslayan bir ogrencinin ogrendigi ilk sey, arkadaslarinin ne kadar harclik aldiklaridir. Bazi kisiler henuz benliklerini bulamadiklarini soylerle,ama benlik insanin buldugu degil yarattigi seydir. Thomas Szasz Golge dogusunu isiga borcludur. Johngay Ogut Okulda, anladikca basaracaksin, Yasamda, basardikca anlayacaksin. Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasam da Gozlerin yasardikca anlayacaksin. Ozdemir Asaf Bellegim "bunu sen yaptin" diyor, gururum "bunu sen yapamazsin" diyor. Sonunda bellegim gurura boyun egiyor. Nietzsche Baskalarinin bilgisi ile bilgin olabilsek bile ancak kendi aklimiz ile akilli olabiliriz. MONTAINE Dunya dusunenler icin bir komedi, hissedenler icin trajedidir. Walpole Sozun bitim yerini olay ya da konu secmez, soz secer. Baslangicini da oldugu gibi. BIR SORU Kiraz ve kamistan kavalimizin Sesleri Dagiliyor havada Bir kuyu agzindan geciyor gibi Ruzgari mor fistanli zamanin Bu guzel sarki da unutulacak Kiyimlar acilar kanlar icinde Savrulurken yasadigimiz gunler Bu soruyu mutlaka soracaksin Ne kaldi ne kaldi bizden geriye? ONAT KUTLAR Akilli gorunme cabasi, cogu zaman akilli olmayi engeller La Rochefoucauld Damla, kendini tamamlayinca damlar. Baba : Yemegini bitir Cocuk : Agzim kelimelerle doluyken nasil yemek yiyebilirim ki. Birkac saat mutlu olmak istiyorsaniz, icki iciniz Birkac gun mutlu olmak istiyorsaniz, seyahat ediniz Birkac hafta mutlu olmak istiyorsaniz, evleniniz Bir omur boyu mutlu olmak istiyorsaniz, doga ile basbasa yasayiniz Bir omur boyu bedbaht olmak istiyorsaniz, politika ile ugrasiniz. Konficyus Durust insan her zaman gercegi soyler, akilli insan ise yalniz zamaninda Bernard Shaw Saf mantiksal dusunce, dunyayi anlamamiz icin yeterli degildir. Gercege iliskin tum bilgiler deneyimle baslar, deneyimle biter. Saf mantiksal bir cerceve icinde sunulan gorusler bos bir gercektir. shirley mc lyne Artik ayri enstrumanlara akort olmayi birakip, birlikte birsenfoni yaratmamizin zamani geldi. "Degisim ne zaman gerekli?" sorusuna verilecek en iyi yanit, "Gerekli hale gelmeden" dir. Claus Moller Dunyayi verelim cocuklara hic degilse bir gunlugune alli pullu bir balon gibi verelim oynasinlar oynasinlar turku soyleyerek yildizlarin arasinda dunyayi cocuklara verelim kocaman bir elma gibi sicacik bir ekmek somunu gibi hic degilse bir gunlugune doysunlar dunyayi cocuklara verelim bir gunluk de olsa ogrensin dunya arkadasligi cocuklar dunyayi alacak elimizden olumsuz agaclar dikecekler Nazim Hikmet Kagida dokunan kalem, kibritten daha cok yangin cikarir. M.S.Fobes Mutluluk elin erisebilecegi ciceklerden bir demet yapma sanatidir. B.Goddar Evrensel Ballad Bir oykumuz olsa, duyan oykusu sansa... Oykumuz boylece dallanip-budaklansa.. Bir sevi'den, bir ovu'den, o bizim oykumuzden Giderek bulusan eller evreni sarsa.. Oykumuz de buyur buyuklugumuzden; Herkes sevi'sinde evreni kucaklarsa....... Ozdemir Asaf Kafasi mum olan, atese yaklasmaz. Yasamin Gurultusu Bazen siyrilip gunun takir tukurtusundan Icimden bir siir yazmak gelir Otururum daktilonun basina Takir-tukur-takir-tukur... Yasamin gurultusunden kopmak kolay degil.... Kandemir Konduk Paylasilan bir sevinc iki kat olur, paylasilan bir aci yariya iner Cicero - Hala ogrenci misin? - Gunlerimin sonuna kadar ogrenci kalacagimi umuyorum. Anton Chekhow Insan Dedigin Butun akillari denesen Butun duygulardan gecsen Butun kitaplari okusan Insan dedigin insanca dusunen Insanca davranandir yok otesi Tevfik Akdag - Yasanilan cagin kendi anlamlarindan olusan bir dili vardir ki, Her dil ona uymak zorundadir. - Yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var: Yasadin mi buyuk yasayacaksin, irmaklara, goge, butun evrene karisircasina Cunku omur dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana. ATAOL BEHRAMOGLU - Kurnaz insanlar, okumayi kucumserler, basit insanlar ona hayran olurlar akilli insanlar ise ondan faydalanirlar. Francis Bacon - Basari istedigini elde etmek, mutluluk ise elde ettigini sevmektir. Anon - AN Gulus bir yanasimdir bir obur bir kisiye; Birden iki kisiyi dondurur bir kisiye... Anilarindan kale yapip siginsa bile, Yetmez yalniz basina bir omur bir kisiye. Ozdemir Asaf - "Don Kisot olmak icin yola cikan pek cok insan evine Sanco Panco olarak dondu." Ispanyol atasozu - Yasama sevinci, zorluklarin ustesinden gelmek degil, Zorluklarin ustesinden gelebilecek morali hissetmektir. - Marifet nedir bilirmisin ? Taslara bakan gozlerin cicekleri gormesi. - Buyumek icin buyumek, bir kanser hucresinin ideolojisidir. E.ABBEY - GOLGEM Biktim usandim suruklemekten onu, Senelerdir ayaklarimin ucunda; Bu dunyada biraz da yasayalim O tek basina, Ben tek basima. Orhan Veli - Bilmeyen ve bilmedigini bilen, cocuktur Ona ogretin Bilen ve bildigini bilmeyen, uykudadir Onu uyandirin Bilmeyen ve bilmedigini bilmeyen, aptaldir Ondan sakinin Bilen ve bildigini bilen, liderdir Onu izleyin K'ung-Fu-tzu - Egitimin kokleri aci fakat meyveleri tatlidir. Aristoteles - Ne kadar bilirsen bil, soylediklerin karsindakinin anladigi kadardir. Mevlana - Karsilastigim herkes en az bir konuda benden daha yetenekli, oyle ki her insan dan ogrenecegim bir sey var. - Herkes insanligi degistirmeyi dusunur. Ama kimse once kendisini degistirmeyi dusunmez. V.Hugo
|
|||
|
04-13-2007, 02:27 AM
Post: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Genel kültür
Cemre Düşmesi Nedir
Cemrenin kelime anlamı 'kor halindeki ateş'tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı 'kasım' ve 'hızır' günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, hızır ise 186 gündü. Yılın kasım kısmı yani kış devresi 8 kasımda başlar, 6 mayısa kadar sürerdi. 6 mayısta da hıdırellez ile birlikte yaz devresi, hızır günleri başlardı. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma 'teşrinisani' denilirdi. Kasım adı Arapça 'bölen' anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir. Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen 'erbain', seksen altısında da elli gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze' denilirdi. Kasımın yüz beşinde (19-20 şubat) birinci cemrenin havaya, yüz on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart) üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz. Güneş'ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş'e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı. Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava- su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler yaşansa da, özellikle Marmara bölgesine ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80'e varan oranda ısınma meydana gelmektedir. Cemreler Türk dünyasının kültür ve edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan, baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine 'Cemreviye' denilirdi
|
|||
|
04-13-2007, 02:29 AM
Post: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Genel kültür
ANADOLU EFSANELERİNDE HAZİNELER
Yüzlerce peri masalının, mitin, efsanenin "olmazsa olmaz" öğeleri altınlar, elmaslar, yakutlar, safirler ve zümrütler elbette Anadolu’dan geçen uygarlıkların dilinde de öyküye dönüştü; binlerce, yüzlerce yıldır anlatılageldi... TUTTUĞU ALTIN OLAN MİDAS Frigya Kralı Midas, pek öyle akıllı biri değildi. Bir gün, Midas’ın adamları sarayın yakınlarındaki gül bahçelerinde yaşlı Silenos’u buldular. Tanrı Dionisos’u ararken yolunu kaybetmişti Silenos. Her zamanki gibi zil zurna sarhoştu yine. Ağaçların arasında sızıp kalmıştı. Midas’ın adamları, tepeden tırnağa güllerle süslediler onu; sonra da krala götürdüler. Midas, güler yüzle karşıladı Silenos’u, tam on gün on gece ağırladı. Yedikçe yedi Silenos, içtikçe içti. Sarhoş oldu, şarkılar söyledi, sızdı, ayıldı... Onuncu günün sonunda da Frigya kralı elinden tutup tıpış tıpış Dionisos’un yanına götürdü onu. Dionisos, Silenos’a yeniden kavuştuğuna öyle sevindi öyle sevindi ki, "Midas, dile benden ne dilersen." dedi. Kral, hiç düşünmeden, "Aman Dionisos", diye cevap verdi, "Her dokunduğum altın olsun; başka birşey dilemem". Tanrı bu dileğini yerine getirdi onun; ama akşam olunca yemekte başına neler geleceğini düşündükçe kıs kıs güldü. Zavallı Midascık... Karnı acıkıp da sofraya oturunca ne kötü bir dilekte bulunmuş olduğunu anladı. Ağzına her götürdügü şey altına dönüveriyordu. Ekmeği mi tuttu, al sana altın bir ekmek... Elmaya mı dokundu, işte sapsarı, kaskatı bir elma... Hemen Dionisos’a koştu Midas. Yalvardı yakardı. "Ne olursun bu büyüyü boz" diye göz yaşı döktü. Dionisos, "Git de Paktolos ırmağında yıkan. O zaman büyü bozulur" diye cevap verdi. Frig kralı, Paktolos ırmağına koştu hemen, bir güzel yıkandı. Ondan sonra da sarayına dönüp tıkabasa yedi içti. Şimdi onun yıkandığı ırmağa bakanlar, altın kum tanecikleri görürler sularda." ALTIN ELMA Peleus'la Thetis'in tanrılar yurdu Olympos'ta kutlanan düğün töreni sırasında, kendisinin davet edilmeyişine sinirlenen Eris (Kötülük Tanrıçası), üzerinde "en güzel'e" yazılı bir altın elmayı atıverir ortaya; ardından da "en güzel"lik iddiasındaki tanrıçalar arasında bir kavgadır başlar. Olayın hakemliğini üstlenen Zeus, yaptığı ön eleme sonrasında, yarışmanın sonuçlandırılmasını İdalı Çoban Paris'e bırakır, nedense! En güzel olduklarında iddialı olan üç tanrıça, Hera, Athena ve Aphrodite, İdalı Çoban Paris'e giderler. Çoban Paris, Troia Kralı Priamos'la Hakabe'nin küçük oğludur. Onu doğurmadan önce Kraliçe rüyasında kötü olaylar görür: Kendi karnından çıkan azgın bir alev, bütün Troia'yı sararak yakmaktadır. Önbilicilerin kötüye yorumladığı bu kâbus sonrasında doğan Paris, babası Priamos'un isteğiyle öldürülmek üzere İda Dağı’na götürülür. Ama kıyamaz sarı saçlı Paris'e bakıcısı... Onu İda'nın ıssız mağaralarından birine bırakır. Önceleri bir dişi ayı emzirir küçük Paris'i; daha sonra Çoban Agealos bulur onu ve kendi kulübesine götürür. İda'nın diğer çobanlarından daha güzel olmasıyla ayrılan Paris'e sürülere çok iyi baktığı için, "Aleksandros (Koruyucu)" adını takar arkadaşları. Çoban Paris, haberci tanrı Hermes'le birlikte üç güzeli karşısında bulunca, şaşırır, dona kalır. Sanki alın yazısını bilirmişçesine, diğer tanrıçaların sunduğu dünya egemenliğini bir kenara iterek, elinde tuttuğu altın elmayı uzatır kendine "ölümlülerin en güzeli, Spartalı Helen"i vaad eden tanrıça Aphrodite'ye. Bu bilenen ilk güzellik yarışmasıdır. Ve buna tanık olur bütün İda yaşayanları, su perilerinden orman cinlerine... ALTIN POST İÖ 4. yüzyılda, Eski Yunan ülkesinde yaşayan İason adındaki delikanlı, Argo adı verilen bir gemi yaptırır ve yanına 50 savaşçı alarak, o zaman bilinen dünyanın ucunda yer alan Kolhis diyarına doğru yola çıkar. Kolhis'te, hiç uyumayan bir yılanın başını beklediği bir meşe ağacına asılı bir altın post vardır ve adlarını bindikleri tekneden alan Argonotlar bunu her ne pahasına olursa olsun Kolhis kralı Aietes'in elinden almaya ant içerler. İason yönetimindeki Argo mürettebatı, altın postun peşinde Kolkhis'e ulaşır. Burada kral Aietes ve kızı Medea ile tanışır ve postu isterler. Aietes, bu cesur gemicilerle çarpışmayı göze alamaz ve İason'dan bir ejderi öldürmesini, burunlarından ateş saçan tunç ayaklı bogalarla bir tarla sürmesini, sonra da bu tarlaya ejderhanın dişlerini ekip, bu dişlerden doğan canavarlarla savaşmasını ister. İason, hem altın postu istediği hem de Medea'yı pek beğendiği için bunları kabul eder ve Afrodit’ten yardım ister. Afrodit, devreye oğlu Eros’u sokar. Medea da Eros'un okuyla bir güzel vurulur ve İason'a aşık oluverir. İason'a 'Eğer beni alırsan, sana yardım ederim' der ve ona derisini silahlara karşı dayanıklı yapacak bir merhem hazırlar. İason, Medea'nın merhemi ve tavsiyeleri sayesinde bütün engelleri aşmayı başarır ancak kral sözünü tutmaz. Bunun üzerine sevgililer ormana gider. Medea, altın postu koruyan ejderhayı şarkılarla türkülerle bir güzel uyutur ve postu gemiye götürüp, Medea'nın kardeşi Absyrtos'u da alıp denize açılırlar. Kral, adamlarını peşlerine takar. Canavarlaşan Medea, babasının adamlarını oyalamak için kardeşini öldürüp, parçalarını birer birer denize atar! Adamlar da Absyrtos'un parçalarını toplarken, Argo gemisini ellerinden kaçırırlar. Gemi Adriyatik'e doğru ilerlerken, Zeus'un gazabına uğrar. Medea, kardeş kanı döktüğü için, bunun kefaretini ödemedikçe Yunanistan'a giremeyeceğini anlar ve halası olan büyücü Kirke’ye gider. Kirke Medea'yı lanetten arındırır ve gemi yeniden yola çıkar. Yolda Phaik'ların ülkesinde mola verip evlenirler. Binbir türlü maceralar daha yaşadıktan sonra nihayet İason'un vatanı olan İolkos'a ulaşırlar. İason babasının öldüğünü ve yönetimin amcası Pelias'a geçtiğini görür. Artık entrikada sınır tanımayan İason ve Medea, Pelias'ı kızlarına öldürtürler. Ancak Pelias'ın oğlu tahtı eline geçirip, onları kovar. İason ve Medea Korinthos’a giderler. Burada bir süre huzur içinde yaşarlar, iki de çocukları olur. Fakat Korinthos kralı, İason'u kızı Kreusa ile evlendirmek ister. İason biraz iktidar budalalığından biraz da Medea'dan bıktığı için kabul eder bunu ve Medea'yı boşar. Medea boş durmaz tabi, kıza düğün hediyesi olarak bir giysi yollar. Kreusa giysiyi giyince, ona yardım etmek isteyen babasıyla birlikte alev alev yanar. Ama Medea bununla yetinmez, artık iyice çıldırmıştır. Öz çocuklarını boğar ve babaları İason'a gösterir cesetlerini sonra da yeni maceralara yelken açar... KAŞIKÇI ELMASI 1699 yılında İstanbul'da Eğrikapı çöplüğünde dolaşan baldırı çıplak takımından bir adam, yuvarlak taş bulur.Bir yaymacı kaşıkçıya giderek üç tahta kaşığa değişir. Kaşıkçı götürür, bu taşı bir kuyumcuya 10 akçaya satar. Kuyumcu, taşı arkadaşlarından birine gösterir; kıymetli bir elmas olduğu anlaşılınca arkadaşı sus payı ister. Aralarında kavga çıkar. Mesele Kuyumcubaşıya akseder. Kuyumcubaşı kavgacıların eline birer kese akçe vererek taşı alır. Fakat bu sefer de olayı sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa duyar, taşı kendisi için satın almaya hazırlanırken, mesele Padişaha akseder. IV. Mehmet bir Hattı Hümayun ile elması Sarayı Hümayun’a getirtir. Eğrikapı çöplüğünde bulunan taş işlenince meydana 48 karatlık nadide bir elmas çıkar. Kuyumcubaşıya, kapıcıbaşılık rütbesiyle bir kese bahşiş ihsan olunur
|
|||
|
« Next Oldest | Next Newest »
|



![[Image: 320tajmahal003kb1.jpg]](http://img249.imageshack.us/img249/638/320tajmahal003kb1.jpg)

